YÜZ ON SEKİZ BİLMEM KAÇ
Biz eskiden, eskiden su içerdik testiden…
Eskiden her şey güzeldi, doğaldı, tekti…
Hatta tek kanallı dönemde nasılda bekleşirdik cumartesi akşamlarını Türk Filmi izleyeceğiz diye…
Her akşam “uykudan önce” güler bir yüz bize “kuzucuklarım” derdi…
Elmanın, portakalın, ekmeğin bile tadı başkaydı…
Annemizin kınalı elleriyle pişirdiği börekler ne güzel kokardı, ne lezzetliydi…
Soba üzerinde pişirdiğimiz kestaneler, arka bahçelerde yenilen öğlen yemekleri…
Of of… Her şey çok güzeldi eskiden…
Çünkü her şey bu kadar bol değildi. Şimdi bakıyorum da herkes bin bir nimete burun kıvırır olmuş.
Neyse…
Eskiden her şey tekti derken asıl söylemek istediğimi unuttum, eskiye gidince öyle oluyor…
Şimdi almış başını bir 118 furyasıdır gidiyor…
Önceden ne iyiydi, bir tane sevgili 118 imiz vardı, geçinir giderdik. Hatta geçinemezdik. Çünkü telefonun karşısındaki sevgili bayanlar (o zaman sadece bayanlar vardı çağrı merkezinde) pek bir sinirlilerdi, konuşmayı biraz uzatırsan, birden fazla soru sorarsan tepeleri atıverirdi…
Bilinmeyen numaranı öğrenirken birde azar işitir otururdun.
Hatırlıyorsunuzdur değil mi?
Şimdi elini sallasan bir 118 bilmem neye değiyor…
Her çağrı uzattıkça uzatılıyor, ee sonunda paracıklar var…
Reklamlarını hiç konuşmayalım…
Kıvıranları mı ararsın, şarkı türkülü hatırlatmalarımı, göğsündeki numarayı gözümüze gözümüze sokanları mı?
Ha birde erkeklere daha bir yönelik şu Türkçemizi dahi pek konuşamayan afet… Ama bir şeyi unutmuşlar, bu ülkenin yarısı da bayan, hatta telefonla beklide en çok konuşanı, sinir olurlarsa o hatuna 118 bilmem neyi hiç çevirmezler ona göre…
Yanlış bir reklam politikası bence…
Ben sıkıldım artık her televizyon programı arasına sıkıştırılan şu 118 reklamlarından.
Ne gerek var arkadaş, 118 i çevirdikten sonra herhangi iki numara daha çevir, birisi düşer nasıl olsa…