SEVGİLİNİN ÜMMETLERİ
Dinimizin beş temelinden biri olan oruç ibadeti bu ayda üzerimize farz kılındı…
Bin aydan hayırlı on bir ayın sultanı Ramazan geldi. Hoşgeldi.
Bin aydan hayırlı Kadir Gecesi bu aydadır müjde…
Nefsin terbiye edildiği, rahmet ve bereket ayı, sabır, yardımlaşma, af dileme ayı… Hoş geldin.
Tüm iman edenlere, vatanıma milletime inşallah huzur ve barış gelir bu ay ile birlikte.
Oruç tutmak, imsak ile iftar vakti arasında aç ve susuz kalmak değildir elbette… Bütün vücut ile yapılan bir nefis terbiyesidir. Eller harama gitmez, gözler haramdan kaçar, dil kötü sözden sakınır, yüreklerde haset olmaz, din kardeşi din kardeşine kıymaz…
Ramazanın hikmeti ile birlikte şiddet durur inşallah. Kan dökülmez inşallah. Nifak tohumları ekilmez kalplere inşallah.
Ve bu huzur hali tüm hayatımıza yayılarak devam eder inşallah.
Yardımlaşma ayı olması da apayrı güzellikleri içerisinde barındırıyor.
Öyle bereketli sofralar kuruluyor ki Ramazan ayında, ihtiyacı olanlara da yer açmak sofralarımızda o kadar kolay ki…
Bir düşünürsek, gereksiz öylesine harcamalar yapıyor, öylesine har vurup harman savuruyoruz ki… Bir lokma ekmeğe muhtaç olanları düşünmeden.
Bir de bütün Ramazan”larda dikkatimi çeken bir başka hususta şu. İnsanlar sürekli iftar davetleri veriyorlar, iftarlar neşe içerisinde açılıyor, ama davet edilenler hep kendi çevreleri, yakınları oluyor. Elbette hısım akraba böyle günlerde daha bir bütünleşmeli, ama ihtiyacı olanlar unutuluyor gibi geliyor bana. Etrafımıza biraz daha alıcı gözle bakıp gerçek ihtiyaç sahiplerine de sofralarımızı açsak, gönül kırmadan, incitmeden yardımlaşarak eda etsek bu mübarek ayı zannediyorum ki çok daha hayırlı bir iş yapmış olacağız.
Dikkatimi çeken özellikle yaz aylarına denk gelen bu mübarek günlerde herkesi bir sıcaklık korkusudur sarmış gidiyor. Susuzluğa dayanamama korkusu, günlerin uzun olması gibi.
Allah sabrını öyle bir veriyor ki, geçen seneyi getirelim aklımıza.
Bir de düşünelim, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabı kiram çöl sıcaklarında nasılda iman ve itikatla tutmuşlardı oruçlarını.
Bizde O Sevgilinin ümmetleri değil miyiz?