OLMAZLARIMIZ
Benimde olmazlarım var tatlı bir tebessüm ardına sığınmış. Hayatım boyunca istediğim elde edemediğim. Belki bir gün batımında gökyüzü kıpkırmızı iken kurduğum hayallerim. Hiç hayal kurmuyorum deyip kendimi aldatsam da. Ben de, hayaller kuruyorum. Belki en pembesinden. Olur mu bilinmez. Lakin umutlarda hiç bitmez. İnsanız, etten kemikten. Kalp taşıyoruz, kendimize bile itiraf edemesek de en duygusalından.
Kaç kişi vardır benim gibi düşünen. Olmazları için didinen. Ben de, o okyanusta bir damlayım sadece. Biliyorum ki her geçen gün yeni bir olmazımın üzerine bir çentik atıyorum, oluyorlar görüyorum. Listeme yeni satırlar ekliyorum, kısır döngü yine başa dönüyorum. Oluyorlar görüyorum. Dualarımı Yaradan”a her gün ulaştırıyorum. Şükürler ediyorum. Ben umut denizinde yüzüyorum. Bir gün bile umudumu yitirmeden hayatı kucaklıyorum. Değerlerim, değerlilerim çok fazla. Önce kendim, sonra onlar için hayata tatlı bir tebessüm atıyorum. Her gün…..
Hatta bazen düşünüyorum da, hayatımız daha bitmeden, umutlarımız biterse. Vay halimize o zaman.
Çünkü hayat bembeyaz bir kağıt, üzerine sen resimler yap diye, üzerine sen istediğini yaz diye bize sunulmuş. Tabii ki hayırlıyla, hayırsızı ayırt etmek bizim elimizde. İnsanız, en akıllı yaratılan, aklımız ile sunulanları ayırt edebilen.
İçimizdeki çocuk masumiyetini hiçbir zaman kaybetmemek gerektiğini düşünüyorum. Çocuklar kötü olamazlar çünkü.
Kibirliliği, kötüyü, yalanı, kararmış kalpleri çıkardığımızda hayatımızdan, biliyorum ki olmazlar oluyor. Her gün bir ışık yanıyor. Alabildiğine aydınlatıyor.
Üşümemek için önce kendi içimizi ısıtmalı, maneviyat buna bire bir reçete...
Hayat bize öyle çok fırsatlar sunuyor ki aslında, sanırım bizler yeterince gayret gösteremeyip istediğimize ulaşamayınca günah keçileri arıyoruz. “Olmuyor işte” deyip kızacak bir şeyler buluyoruz. Dönüp kendimize bakmıyoruz, hep bir mazeret buluyoruz kayıplarımıza...
Olmazlarımız varsa,
Şöyle bir dönüp bakmalı yaşamlarımıza.
Nefes alıyor muyuz?
Sağlıklı mıyız?
Gülebiliyor, ağlayabiliyor muyuz?
İnsanlığımızı kaybetmemiş miyiz?
Bir ailemiz var mı?
Kimseye muhtaç olmadan yaşayabiliyor muyuz?
Umutlarımız var mı hala?
Başımızı sokacak bir evimiz, bir soframız var mı?
Çocuklarımız için hayallerimiz,
Yarınlarımız için yeni planlarımız,
Azmimiz,
Bir sevenimiz, bir sevdiğimiz,
Haksızlıklara dur diyebilecek bir yüreğimiz,
Ve
Vazgeçmediysek hala....
İşte bizim için o kadar çok şey “olmuş”ki.
Ne mutlu bize....