NE VARSA SİZLERDE VAR ÇOCUKLAR
“Benim mutluluğum şundan ileri geliyor; sahip olduğum şeyler için seviniyor, olmadığım şeyler üzerinde de düşünmüyorum” (Tolstoy)
Ama bu güzel söze küçük bir eklemede benden gelsin istiyorum. “Mücadele” işte bundan hiç vazgeçmemek gerektiğini de çok iyi biliyorum.
Tamahkar olmamak güzel elbette, yetinmek de. Ama bazı konularda hırs gerekiyor, örneğin “bilgi”, derya deniz sanki. Biter mi şu dünyada öğrenilecekler?
Tok gözlü olmak büyük meziyet, ama hep şunu savunanlardanım. Çocuklarıma da bunu aşılıyorum her daim. Bilgiye aç olun. Öğreneceğiniz her tür bilgiye karşı aç gözlü olun. Her şeyi sorun, öğrenin.
Unutmayın ki, küçükken çok soru soranlar, büyüyünce yanıtlarmış.
“Çalışmak” hayat felsefesi olmalı. İşleyen demir pas tutmazmış misali. Bu da çocuklarıma sürekli çeşitli örneklerle vurguladığım en önemli konu.
Tembel insana tahammül edemiyorum. Ekmek elden su gölden yan gelip yatanları sevmiyorum. Bir şekilde hayatın bir yerinden yakalamak gerektiğine inananlardanım.
Özellikle okulların açılacağı şu dönemde sanırım çocuklarımıza aşılamamız gereken en önemli konular bunlar. Ve sevgiye, insanlığa dair her bir şey.
Tabi ki anlayacakları dilde.
Güçlü bir dopingle başlatmalı onları yeni bir döneme. Çünkü onlar bizim geleceğimiz. Onlar yarınlarımız. Her ne kadar yarınlara dair büyük endişelerimiz olsa da, ipin ucundan biraz tutmak lazım değil mi?
Sahi bizler bilgiye açlığı, yetinmeyi, çalışmayı, insanlığı ne kadar biliyoruz. Bir sorsak kendimize, cevap alabilir miyiz acaba ?
Kendimiz cevaplayamayacağımız soruları çocuklarımıza sorarsak biraz ayıp olmaz mı onlara?
Çok uzun yıllar önce bir dostumun bana sorduğu bir soruyu ve bunun cevabını sizlere aktarmak istiyorum. Sanırım yaşanmış bir olay.
Yetişkinlere sormuşlar, bir gözünüz daha olsaydı nerenizde olmasını isterdiniz diye, çeşitli cevaplar gelmiş, kimi başımın arkasında olsun isterim, arkayı da görebilmek için, kimi alnımın ortasında olsun demiş, kimi başımın yan tarafında olsun. Buna benzer çeşitli cevaplar gelmiş, ama hiç kimse doğru ve mantıklı yanıtı verememiş, yedi yaşındaki bir çocuktan başka. Çocuğun cevabı, "işaret parmağımda olmasını isterdim " olmuş, istediğim her yönü çok daha rahat görürüm.
Çocuklarımız gerçekten her şeyi çok yönlü düşünüyor, zamane çocukları artık çelik çomak, saklambaç yerine (ki her zaman tercihimdir bu gerçek oyunlar) sanal ortamda oyunlar oynayarak, hayvanlar yetiştirerek, zeka oyunları oynayarak, merak ettikleri her şeyi bir tıkla öğrenerek teknolojinin her türlü nimetlerinden faydalanarak dünyayı ve hayatı çok daha çabuk öğreniyorlar.
Her ne kadar bizlerin çocukluğumuzdaki gibi çamurdan evler yapamasalar da, dokunarak, hissederek, yeri gelip düşerek, dizlerini kanatarak oyunlar oynayamasalar da.
Onlar çok zeki, onlar çok mantıklı aslında.
Her tür hırstan uzak, yetinerek mutlu olmayı bilen, yalandan, nefretten, entrikalardan uzak, gözlerinin içi gülen çocuklarımız.
Sanırım bizlerin onlardan öğrenecek çok daha fazla şeyimiz var.