BİZİM TÖREMİZ BU MU?
Dün akşam haberleri izlerken, yüreğim burkuldu, bir yumruk tıkandı yine boğazıma. Avazım çıktığı kadar bağırmak istedim, karşı gelmek, bir şeyleri değiştirmek istedim. Ama ne mümkün. Ancak buradan yazmak geliyor elimden.
Yine bir töre haberi, göz göre göre bir kişinin daha ölüm ilanının verildiği haberi içimi yaktı. Henüz 24 yaşında genç bir kadın, sevdiğine kaçarak evleniyor, fakat bu evlilik her genç kızın hayalini kurduğu evliliklerden çok farklı. Dayak ve eziyet görüyor hem de tüm aile bireylerinden. Tabii ki boşanmaya karar veriyor, baba ocağına dönüyor, “gelinlikle çıktın, kefenle girersin” mantığı yine devrede. O şiddet dolu yaşama geri gönderiliyor. Boynunu büküp dönüyor genç kadın. Durum dayanılmaz bir hal alınca tekrar ayrılma kararı veriyor. Bu kez de aile meclisi kuruluyor ve kalemi kırılıyor. O bir aşiret kızı çünkü. Güzel Anadolu”muzun, genç evladı. Ama töreler bir candan daha değerli ya, bu kadar kolay ya, bir cana kıymak. Şimdi ne yapsın bu kadın, sürekli şiddet gördüğü koca evine mi, cezasının! kesildiği baba evine mi dönsün? Yetkililerden yardım bekliyor. Tıpkı diğerleri gibi, törelere kurban verilen diğer kadınlar gibi.
Töre nedir?
Var oluşumuzdan bu güne kadar yerleşmiş,benimsenmiş, toplumun adaleti ve huzur için başvurulan yazılı olmayan kurallardır.
Geleneğimiz, göreneğimiz, ahlaki değerlerimiz, yaşayış biçimimiz, adetlerimizdir.
Töre cinayet işlemek, cana kıymak değildir.
Herkes kendi kanunu kendi koyar, kendi uygular, cezayı kendi verirse bizim bir hukuk devleti olmamızın ne manası kalır o zaman. 2010 un Türkiye manzaraları böylesine içler acıtan haberler mi olacak?
Kalemi kırılan kadınlarımızın yanında kim olacak. Yasak aşk yaşayan Gül Dünya”yı ve töre cinayetine kurban gidişini hatırlamayanınız yoktur. İki erkek kardeş önce yol ortasında vurdular onu, ölmeyince 13 saat sonra hastane odasında infazı gerçekleştirildi. Göz göre göre. Ne uğruna.
Herkes hata yapar, hayatımızda her zaman doğru seçimler yapmıyoruz, bazen de bana göre hatalı olan davranış bir başkasına göre doğru olabiliyor. Bunun cezasını vermek ise kimseye düşmez. Kanunlardan, hukuktan başka.
Töre cinayetleri tamamıyla bir sosyolojik unsur. Bunun üstesinden gelebilmek içinde tek yol, her konuda olduğu gibi eğitim.
2010 Türkiye”sini kanla, şiddetle geriye götürmeyelim lütfen. Bu bizim töremiz olamaz, biz Türkler dünyanın en onurlu milletiyiz, ellerimizi kana bulamak yerine, kalem tutup, ülkemizi geleceğe emin adımlarla ilerletmeliyiz.
Kadınlar töre cinayetleri ile katledilmesin artık. Bunun için sesimiz çıktığınca, gücümüz yettiğince bağıralım, sesimizi duyuralım. Duyarsız bir topluk değiliz biz, hele ki birlikten kuvvet doğacağını çık iyi biliriz.