ANKET
Çubuk Medya Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz.?
YAZARLAR
Serap Kankılıç Karaduman
Ömer Baba'nın Gündemi
Prof.Dr. Mümtaz'er Türköne
PİYASALAR
DOLAR
1,5105
EURO
1,9755
IMKB
60.737
HAVA DURUMU
Antalya 24 / 32 °C
Ankara 15 / 32 °C
İstanbul 20 / 28 °C
İzmir 20 / 35 °C
MAİL LİST
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ömer Baba'nın Gündemi
Toplumun kalkınması
İNFAK DİLENCİLERİ DEĞİL ORTA SINIFI OLUŞTURUR

Bir okuyucum, “Ben kaç haftadır tüm yorumları okudum. Tüm yorumlar aman çok beğendik Ömer Baba, çok güzel yazmışsınız Ömer Baba söylüyorlar. Anlamıyorum yani insanlar çeliştikçe güzelleşir gelişir düşünceler. Bana göre sadaka vermek yanlış. İnsanlar hep birbirlerinden bir şeyler bekliyor. Bu yüzden dilencilerin sayısı artmadı mı? Hangi köşeye baksam bir dilenci, şimdi gerçek fakiri nereden bulup sadaka vereceğim” diye yazmış. Bu yorumu okuyunca yanlış anlaşıldım veya maksadımı iyice anlatamadım diye düşündüm.

Öncelikle okuyucuma Yazete okuyucusu olduğu ve lütfedip benim yazdıklarımı da okuduğu için teşekkür ediyorum. Birkaç haftadır yorumları okuduğunu ve hep “Çok güzel, çok iyi olmuş” gibi övgüler gördüğünü yazıyorsun. Bu konuda ben de sana katılıyorum. Yazılarımı takip ettiğine inanıyorum ama herhalde gözden kaçırdın, ben aynı konuda okuyucularımın dikkatini çektim, hatta yorumun nasıl yapılması gerektiğini de yazdım. Şimdi anlıyorum ki, "Yorumlarınızı yazabilirsiniz" yerine "Sorularınızı yazabilirsiniz" denilse daha iyi olur. İnşallah yetkililer değiştirir.

Elbette ki bir konu ile ilgili insanların fikirleri değişik olabilir ve olmalı. Şu gerçek hiçbir zaman unutulmamalı; “Bilgi olmadan fikir yürütülmez”. Tartışılacak bir konu varsa o konu hakkında önce yeterli bilgiye sahip olmamız gerekir. Bilmiyorsak, öğrenmeyi öğrenmek prensibiyle hareket ederek kısa zamanda istediğimiz bilgiye ulaşırız. Bilgi çağında yaşadığımızı unutmayalım. Bazı şeyler vardır ki, o konularda “Bana göre” ifadesi yanlış olur.

Bir önceki yazımda hayırlı zenginlikten bahsetmiştim. Bir sonrakinde ise Kur'an ifadesi ile “infak” tan yani sadaka vermekten bahsettim. Kur'an da kırktan fazla ayette infaktan bahsedilmekte. Önce infak edenin durumu, sonra nelerin infak edileceği ve özellikleri, daha sonrada kimlere verileceği, nasıl verileceği detayları ile anlatılıyor. Ben sadece okuyucularımın dikkatini o ayetteki manzaraya çekmek istedim, hatta “Ne güzel bir film” diye düşündüm. Tekrar düşünmenizi istiyorum. Bir insan, gece gündüz demeden çalışıp çabalayarak mal sahibi ve servet sahibi oluyor. Din olarak kendine İslam'ı seçerek Müslüman oluyor. Allah malından infak etmesini istiyor. Lütfen o adamın psikolojik durumunu bir düşünün. Nefsi ona "Neden verecekmişsin? Sen bunları çalışarak kazandın. O malından vereceğin kişi ise, hiç emek harcamadan mal elde edecek. Bu haksızlık değil mi?" diye o servet sahibi kişiyi ikileme sokacak. Bir yanda canın yongası olan “mal” diğer yanda “ilahi emir”. Hiç kuşku yok ki her insan tereddütler geçirir. “Ya malım biterse ben ne yaparım?” diye düşünür. Diğer taraftan ise samimi olarak inanan bir Müslüman olmak ister. İşte insanların bu zayıf durumunu bilen Allah: Bakara 261. ayetinde mal ve servet sahibi kişinin, “Verirsem malım biter” korkusunu bildiğinden, bir tohumdan meydana gelen buğday sapı üzerinde yedi başak ve her başağında yüz 'tane' bulunduğundan bahsederek o ikilem içinde olan insanı yüreklendirerek kalbindeki şüpheleri terk etmesini istiyor. İşte ben bu gerçeği okuyucularımın dikkatine bir film gibi sunmaya çalıştım. Yazımı ne için yazdığımı yeterince anlattım kanaatindeyim.
Okuyucumun “Müminlerin infak etmeleri dilencilerin sayısını artırmadı mı?” sorusuna gelince. İslam tarihi bunun böyle olmadığını bizlere kanıtlıyor.

Adiy “tayy” kabilesinin ileri gelenlerinden birisidir. Çok cömert olarak ünlenmiştir. Peygamberimiz “Adiy” i İslam dinine davet eder. Adiy tereddütler geçirmektedir. Bu durumu fark eden efendimiz: “Adiy! Her halde senin bu dine girmene çevremdeki muhtaç insanları görmen engel oluyor. Vallahi çok sürmez onlarda mal ve servet öyle bollaşacak ki, malın zekâtını alacak kimse bulunmayacak” buyurmuştur.

Emeviler'in sekizinci halifesi Ömer ibn Abdülaziz büyük hizmetler ifa eden harikulade bir şahsiyettir. Emeviler'in yanlış politikalarına son veren ve her şeye adaletle hükmeden örnek bir devlet adamıdır. “Beytülmal” saltanatta olanların değil halkın hakkıdır diyerek halka dağıtmıştır. Adaletli davranışlarından dolayı ona “İkinci Ömer” demişlerdir.

İşte bu Ömer ibn Abdülaziz zamanında zekât vermek isteyen bir mümin, zekât verecek fakir bulamadığı için Halife Ömer'e gelir ve:

“Ya Ömer ben zekâtımı verecek fakir bulamadım, lütfen bana yardımcı ol” der. Halife Ömer ona, “Zekâtını bir torbaya koy, sokaklarda bu torbanın içinde zekâtım var, almak isteyen var mı? diye dolaştır” der. O mümin halifenin dediğini yapar kimse gelip de almaz. Tekrar halifeye gelerek kimsenin almadığını söyler. Halife “Bir tellal bul ona para ver üç gün şehir de dolaşsın belki bir ihtiyaç sahibi bulunur” der. Mümin aynı şeyi yapar fakat üç gün sonra da zekâtı alan olmamıştır. Mümin tekrar halifeye gelir durumu haber verir. Bu sefer de halife, “Sen o zekâtını torba ile iki yol kavşağı olan falan yerde bir ağaç var onun üzerine as ve üzerine zekâttır, alabilirsiniz diye yaz” der. Mümin kişi bu seferde onu dener, ağaca asarak gider. Üç hafta sonra gittiğinde o torbanın içindekilerle beraber orada asılı olduğunu görür. Torbayı alarak halife Ömer ibn Abdülaziz'e götürür. Ömer ağlamaya başlar ve: Ebu Musa(ra) Resulullah (sav)den, “İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, elde altın zekât vermek için adam arayacak da zekât verilecek kimse bulunamayacak diye bir hadis rivayet etmiştir. Ne mutlu ki ben bunu kendi zamanımda gördüm” der.

Bu olay bizlere, verilen sadakaların toplumu kalkındıracağını ve sadaka alacak kimsenin kalmayacağını gösteriyor. Günümüzde de şuurlu bir şekilde infak yapılırsa dilenciler değil orta direk dediğimiz sınıf gelişir. Orta direk de, orta ölçekli iş yerleri kurarak geçimini kendi sağlamaya başlar. Bir toplum için en büyük felaket orta sınıfın olmamasıdır. Zengin çok zengin, fakir çok fakir olursa o toplumda huzur değil düşmanlıklar olur. Mal ve servet sahibi kişiler infaklarıyla orta sınıfı oluşturmalıdır.

Sadaka vermeye niyeti olan her zaman bir fakir bulur. Bu zamanda da sadaka verecek fakir bulamıyorsan pes doğrusu. Allah cümlemize sadaka verme zevkini yaşatsın.

Allah yar ve yardımcınız olsun.


YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR