VAH VAH PONPONLARA
Bu aralar köşe yazıları okumaktan hiç zevk almıyorum , oysa en büyük zevkimdir, bilgisayarımın başına oturup, kahvemi alıp sindire sindire okumak. Ama dediğim gibi bu aralar hiç zevk alamıyorum, aslında sıkıldım, tüm anlatılanlar neredeyse aynı, Başbakan, Kılıçdaroğlu, Referandum, Evet, Hayır, Genelkurmay derken, içimiz dışımız bir bakmışız siyaset olmuş. Sevmiyorum hep siyasi yazılar okumayı, haberlerde sürekli didişen insanlar görmeyi.
Merak ediyorum bu kadar siyasetle iç içe olan insanların hiç mi özel hayatları yok, sıkılmıyorlar mı?
Aklım almıyor...
Biraz insana dair, hayata dair, güzelliklere dair yazılar istiyorum. Haberlerde artık cinnet geçirenlerin haberlerini izlemek istemiyorum.
Güzel olan bir şeyler istiyorum.
Benimle hemfikir olanların seslerini duyar gibiyim...
Bir de bu aralar bir ponpon kız krizidir almış başını gidiyor, hani şu 2010 Dünya Basketbol Şampiyonasında, Türkiye Rusya arasındaki maça Başbakanın gelmesi üzerine Ponpon kızlara uygulanan sansür.
Ne kadar önemli bir mesele, sormayın, memleket meselesi olmuş, neredeyse köşe yazarlarının yarısı bunu işlemiş yazılarında. Haberlerde de bu konu...
Memleketimin başka derdi kalmamış...
Arkadaşım, ponpon kızlar dans etse ne olur dans etmese, çok mu önemli. Kızlar dans etmedi diye yoksa maç yapılamadı da benim mi haberim yok? Vah vaaah demek istiyorum...
Zaten erkeklerin maçında, böylesine kadınların sergilenmesi başlı başına tartışılması gereken bir konu iken. Neyse.
Anlayacağınız, bu aralar gazeteler sıkıcı, televizyonlar sıkıcı, karamsar olmamak lazım ama belki hayat bile sıkıcı. Ama bir umut var içimde, bayrama az kaldı ya, çocuklar gibi seviniyorum bu yıl, oysa içimizdeki çocuğu kaybettiğimize üzülürdük hep, bir yerlere saklanmış, yüzünü gösterdi azıcık. Her ne kadar çocukluğumuzdaki bayramlara özlem duysak da, yine de bir umut yeşertiyor gelecek güzel günler içimizde.
Şimdiden herkesin bayramı hayırlı,uğurlu, neşeli, ve bol şekerli geçsin. Tatlı tatlı...