Toplumun Kanayan Yarası

TOPLUMUN KANAYAN YARASI

Toplumun en can acıtan ve sürekli kanayan bir yarasından bahsetmek istiyorum bu gün ki yazımda.

Bir televizyon kanalında tesadüfen rastladığım bir program bu yazıyı yazmama sebep oldu. İçim yanarak ve gözyaşları ile izlediğim bu programdan sadece iki kadının anlattıkları kadarı ile hayatlarından birkaç cümle ile bahsetmek istiyorum.

Birincisi Ayşe Hanım, dokuz yaşında öz amcası tarafından tecavüze uğramış, ve uzun yıllar genel evde çalışmak zorunda kalmış, on dört yıl önce de hayat kadınlığını bırakmış ve şimdi başı dimdik başından geçenleri anlatıyor, anlattıkça ağlatıyor, başka Ayşe”ler yanmasın diye, ve çeşitli kadın derneklerinde görev alarak bu yanlış düzene dur demeye çalışıyor.

Bir başka kadın ise ismini vermeden telefonla bağlandı canlı yayına, onun yaşadıkları ise bir başka içler acısı. Altı yaşında öz dedesi tarafından tecavüze uğruyor, on iki yaşında geneleve öz annesi tarafından veriliyor, ve tecavüzlerden dört çocuk sahibi oluyor, çocuklardan bir tanesinin akibetini bile bilmiyor, diğerleri ise devlet koruması altında. Otuz yaşında okuma yazması dahi yok. İnançları ve yaşamak zorunda bırakıldığı hayat arasında sıkışıp kalmış. Sadece hayatına ağlıyor. Ama bir yerlerden tutmuş belli ki bakın insanlar bilinçlensin diye çıkıp televizyonda anlatabiliyor. Keşke onlara hayatlarını geri verebilmek mümkün olsaydı. Ama en azından bundan sonrası için neler yapılabilir?

Şimdi sorarım sizlere, bu kadınlar mı suçlu? Yoksa onları bu duruma düşürenler mi?

Toplum suçlu, hepimiz suçluyuz, suça ve yaşananlara göz yuman herkes suçlu.

Ensest ilişki öylesine çok ki, ama hep üzeri örtülüyor, insanlar susuyor, korkuyor, lütfen susmayın. Bir şikayetle belki bir hayat kurtulur.

Böyle hayatları yaşayan belki yüzlerce kadın ve çocuk var, lütfen bilin, bilinçlenin, devlet sizin yanınızda, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanununa  göre en yakınınızdaki karakola başvurduğunuz takdirde devletin koruması altına gireceksiniz.

Susmak sadece bu suçları işleyenlere cesaret verir, susmak sadece, suçlulara her gün bir yenisini ekler.

İnsan diyemediğim kişiler yeni hayatları çalar, yok eder . Türk devleti ve Türk polisi olsun en güveneceğiniz, böyle suçlara dur diyebilmek ancak ve ancak susmamakla gerçekleşir.

Verilecek cezalar böyle suçların işlenmemesi açısından caydırıcı olabilir. Lütfen susmayalım.

Her ne kadar Türkiye”deki sığınma evleri yeterli olmasa da  şikayetler arttıkça, insanlar susmadıkça bu eksiklik daha da gözle görülür bir hale gelir ve devlet buna da el uzatır.

Böyle bir hayatı yaşamak kimsenin hakkı değildir, bu suçları işleyen insanlara da en büyük en büyük cezalar bile verilse az gelir.

Bir yazıyı yazarken hiç bu kadar zorlanmadım, hiç bu kadar içim sızlayarak yazmadım, ben de farkındayım ki kelimeler kifayetsiz kalıyor işte tam burada.

Tek söyleyebileceğim, böyle suçlar cezasız kalmasın, kimsenin hayatı çalınmasın. Herkes bilinçlensin, kimse susmasın.

 

Yazar: Serap Kankılıç
http://www.cubukmedya.com/ sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.