Sözde değil özde
ALLAH YOLUMUZU KOLAYLAŞTIRSIN

Dünya durdukça çavuş kuşu ve diğer kuşlar olacak. Bazen meclis toplayacak, karar alacak, yola koyulacak, sonradan da sanki kararı kendileri almamış gibi teker, teker dökülecekler. Bir okuyucumun sorduğu gibi, “Ne olacak bu kuşların hali?”. Ben de şunu soruyorum, “Ne olacak bu çavuş kuşlarının hali?”.

Zamanın birinde bir Allah dostu vardır. Etrafında çok insanlar vardır. Sohbetine katılır, bir müddet onun çevresinde olur, hatta o zatın çok yakınıymış gibi tanınırlar. Sonradan meclisten ayrılır, görünmez olurlarmış. Sevdiklerinden biri o Allah dostuna:

- "Efendim neden bazı insanlar çevrenizden ayrılıyorlar. Siz bu kişilerin ayrılışına hiç üzülmüyor musunuz?" der. Allah dostu:

- "Evladım benim mesleğim dabak yapmak. Kesilen hayvanların postlarını bana getirirler. Ben onların her birine ayrı, ayrı emek çekerim. Hiç birini diğerinden ayırmam. Gerekli işlemi yaptıktan sonra, her birine aynı ilacı kullanırım. Akşam evime giderken üzerinde çalıştığım derileri dinlenmeye bırakırım. Sabah gelipde onları açtığımda, onlardan bazısının bozulduğunu gördüğümde çok üzülürüm. Çünkü onların her birine çektiğim emek, onlar için harcadığım enerji ve zamanım boşa gitmiştir. Ama üzülmem onları tekrar geri getirmiyor. Hayat devam ediyor diyerek, yeni postlar alıyor ve yeniden işlemeye koyuluyorum. Bu can, bu kafeste durdukça da ben bu işi yapacağım. Çünkü benim mesleğim bu. Meclisime gelen her insana aynı emeği çekerim ama senin de dediğin gibi bazısı yola devam edemiyor. Nefsanî istekleri onları engelliyor. Her ne zaman bu yolda kalan insanlar görsem Allah Resulü Hz. Muhammed aklıma gelir."

Resulullah şöyle buyurdu: ”Çölde bir adam ateş yaktı, bir müddet sonra ışığı gören kelebekler ateşin etrafını sardı. Onlardan birçoğu kendini ateşe atmaya başlayınca adam çok üzüldü, eline bir şey alarak kelebekleri ateşin etrafından uzaklaştırmak için çokça çaba harcadı. Ama bütün uğraşıp didinmesine rağmen onların çoğu ateşe atıldı ve helak oldular. İşte benimde insanların içindeki halim bu çöldeki adama benziyor. Ben onları ateşten kurtarmak için hakka davet ettikçe insanların çoğu davetime icabet etmeyip ateşe atılıyorlar.”

Hak ve hakikate inanan, saadet ve selamet ilmine vakıf, hukuk, ahlak ve iktisat nizamını bilen, huzur ve beka duygusuyla mücehhez her kişi insanları iyiye, güzele, doğruya çağırmak, kötülüklerden de insanları engellemek mecburiyetindedir. Bu Allah tarafından her gerçek mümine verilmiş kutsal görevdir. Kuşlar meclisinden de unutmayacağımız gibi bu kişilerin çavuş kuşu rehberliğinde, Simurg'a ulaşıp geri dönmesi gerekir. Yoksa yolda gördüğünü gerçek sanan ve başka insanlarada bu halleriyle rehberliğe kalkanlar kendilerini helak ettikleri gibi başkalarının da helakine sebep olurlar.

Allah, toplumları rehbersiz bırakmaz, Hakk davetçileri her asırda vardır ve var olmaya devam edeceklerdir. Hani tasavvuf erbabınca söylenen bir söz vardır. “Şems gibi şeyh bulunur, Mevlana gibi müridi göster”. Şems tebliğle görevli 'İnsanı Kâmil'dir. Onun gerçek yüzünü görüp de ona uymak ve yolun sonuna kadar aşk ile onu takip edip Hakk'a vasıl olmak gerçek derviş işidir.

Bu konuda söylenecek söz çok, sözde değil özde bu yolda yürümek isteyenlere gerçekten çok ihtiyaç var. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, insanlarımız medyanın bombardımanı altında, ne yapacağını, neyi yapamayacağını bilmez halde. Öyle bir toplum oluşturuluyor ki, düşünmeyen sadece itaat eden robotlar. Artık bu bile mümkün olamayacak durumda. O kadar bilgi kirliliği var ki, insanlarımızın aklı karıştı. Artık bu manevi yolun isteklileri bile kendilerine göre mürşit yaratmanın gayreti içindeler. İnternet şeyhliği bile başladı. Allah insanlarımıza yardım etsin, kendine giden yolunu kolaylaştırsın.

Allah yar ve yardımcınız olsun.


Yazar: Ömer Baba'nın Gündemi
http://www.cubukmedya.com/ sitesinden 09.09.2010 tarihinde yazdırılmıştır.