SÖYLEMEK İSTEDİĞİN BİR ŞEY VAR MI?
Önce kendime soruyorum “söylemek istediğim bir şey var mı?” düşünüyorum. Çok var. Zaten tutamam dilimi. Çoğu insan bunun yanlış olduğunu düşünse de ben söylerim söyleyeceklerimi. Kimse tutamaz. Hele ki haksızlıklar karşısında hiç susmadım bu zamana dek. Susmayacağımda. Adil olmak en büyük meziyet. Hak edene de hakkını teslim etmek.
Başını yastığına koyduğunda, günün muhasebesini yaptığında eğer vicdani sorunlar yaşamıyorsan o gün, yaşamışsın demektir.
Bu anlamda insan en çok neye üzülür?
Kendisine haksızlık yapılmasına,
Emeğinin karşılığını alamamaya,
Beklediği değeri görememeye,
Fedakarlıkları göz ardı edildiğinde.
İşte tam burada şu soruyu sorabiliriz karşımızdakine. “Söylemek istediğin bir şey mi var?”
Söylenmek isteyip de söylenemeyen, içte tutulan ne cümleler dökülecek belki dudaklardan. O zaman belki çareler üretilecek. Dertler hafifleyecek. İnsanlar birbirini daha iyi anlayacak.
Ne demişler “insanlar konuşa konuşa anlaşır.”
Birazcık kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak, yani günün moda terimi ile empati kurarak olaylara çözüm arayabiliriz. Ve bulabiliriz de.
Bu yönümüzü geliştirdiğimizde haksızlıklarda ortadan kalkar, anlaşmazlıklarda. Sıranın kendimize gelmesini beklemeden, haksızlıklara dur diyebiliriz.
Hayatımızdaki herkesin ve herşeyin yeri öyle ayrı ayrıdır ki, kaybetmeden değer bilinmeli. Hele ki dünya malı uğruna hırs edenler, haksızlık yapanlar kim yanında bir kibrit çöpü götürebildi ki?
İyi huy sahibi olabilmek için özel bir çabaya gerek yok. Sadece karşındakini anlamak, anlamak. Haksızlıklardan olabildiğince kaçınmak. Gerçekten özel, zor kazanılan bir meziyet değil bu. Keşke hepimiz başarabilsek. Keşke birbirimize hep sorabilsek. “Söylemek istediğin bir şey var mı?” Ve dinleyebilsek....