NEREDESİN POLYANNA
Bu aralar sonunda soru işaretleri ile biten cümleler kurar oldum kendime
Cevaplarını bulabiliyor muyum?
Sanırım çalışmadığım yerlerden çıkıyor sorular pardon ben kendime soruyorum.
İnsan cevabını bilmediği soruları sorar mı kendine? Sorar sorar, cevap veremeyince de benim gibi soru işaretleri birikir bir canavara dönüşür. Koskoca ağzını açmış bir soru işareti. Yutar tüm soruları, cevapsız kalır.
Ünlemler de var hem de azımsanamayacak kadar çok.
Herkes bazen kendine kızar, sesini yükseltir. Ha bunu başkaları duyar ya da duymaz. Her zaman güllük gülistanlık olmuyor hayat.
Ben de karar verdim, kızlarımın masal kitaplarını şöyle bir karıştırdım, içinde soru işaretlerinin ve ünlemlerin olmadığı düm düz yazılmış masallar aradım.
Bir de baktım ki her masal mutlu bitmiyor.
Ben oturup bir masal yazayım dedim, bir varmış bir yokmuş ile başlayan. Sonu mutlu biten.
Yazamadım.
Döndüm şöyle bir yaşadığımız dünyaya baktım, konu aradım, bulamadım. Herkesin kaşları çatık, gülücük bulamadım. Herkes birbirinin canını yakıyor, bu aralar açan leylaklar bile sanki eskisi gibi kokmuyor.
Tüm bunların arasında, bazen yazdığımız cümlelerin sonuna J gülücük koyarız ya bende bu simgeyi kızlarımın sıcaklığında, sevgi sözcüklerinde, gülüşlerinde bulur oldum. Şükürler olsun, bir yerlerinden yakaladım hayatın güzelliğini.
Toz pembe biraz siyaha boyanıyor hepimizin hayatlarında bazen. Böyle zamanlarda Polyanna”yı kıskanıyorum. Nasılda biliyor mutluluk oyununu.
Neredesin Polyanna, gelsen de anlatsan azıcık şu oyunun kurallarını bizlere. Büyük sevap işlersin gerçekten. Tüm insanlık adına. Baksana ışıklar sönmek üzere, güneş bile yetmiyor aydınlanmamıza. Kaplumbağa hızında ilerliyor mutluluğa adımlar.
Vazgeçmek, karamsarlık, grilik, terk edilmişlik, sevgisizlik, anlayışsızlık, kavga, gürültü, haykırışlar, soru işaretleri sarmış dört yanımızı. En önemlisi de mutsuzluk. Eee senden daha iyi kim bilir mutluluk oyununu. Haydi çık gel artık. Neredesin Polyanna.