Kaba hazlar
KUŞLARIN İSTEK VADİSİ III

Kuşların gökyüzünde grup olarak uçuşlarını seyrettiniz mi? Etmediyseniz mutlaka seyretmelisiniz. Müthiş bir manzaradır o. Çok müthiş bir sanat eseri sunmaktadırlar. Yükselir, alçalırlar, yumulur alçalırlar. Ayrıca halkada zikreden dervişler gibi çok güzel sesler çıkarırlar. Hiç yorulmadan seyredilir bu kuşların dansı. İstek vadisinde de kuşlar Simurg'a gitmenin arzu ve coşkusuyla dans ederek uçuyorlardı. Yıllarca yaşadıkları vadiyi yukarıdan seyrediyorlardı. Bu seyir sırasında gül bahçelerini gören bülbül, sevgi ve sevgilisini bahane ederek ayrılmak istemişti. Çavuş kuşunun uyarılarını hiç duymuyor, hatta “Sen sevgiyi ve sevgiliyi bilmezsin ki” diyordu. “Ben o gülün her şeyine âşık'ım, onsuz yapamam” diyerek ayrıldı. Gül dalına konarak iniltisine devam etti.

İlk fire verilmişti ama çavuş kuşunun motive etmesiyle uçuş devam ediyordu. Kuşlar uzun bir süre daha disiplin içinde uçuşlarına devam ettiler. Ama yeşil tüylü, tatlı dilli, eğri gagalı bir kuş yavaşlamaya, dans ritmini bozmaya başladı. Bu kuş insanların kafese koyup karşılarına da ayna koyarak konuşma öğrettikleri kuşlardan biriydi. Sizlerin “O muhabbet kuşumu, papağan mı?” dediğinizi duyar gibiyim. Sizin de tahmin ettiğiniz gibi o papağandı. Çoğumuzun tahmin dahi edemeyeceğimiz bir takıntısı vardı papağanın. O Hızır gibi ölümsüz olmak istiyordu. Hem yeşil renginden dolayı kuşlar arasındaki lakabı Hızır'dı. Ama o gerçekten Hızır gibi 'Abı hayat' ölümsüzlük suyundan içip ölümsüz olmak istiyordu. İşte papağanın bu yavaşlamasının sebebi, gördüğü bir pınardı. O gördüğü pınar hiç şimdiye kadar görmediği kadar coşkun akan bir pınardı. Pınarın çevresi de Hızır uğramış gibi çok yeşillikti.

Çavuşkuşu papağanın niyetini anlamış olacak ki papağanın yanına geldi ve yavaşlamasının sebebini sordu. Papağan ölümsüz olmak istediğini, şimdi o fırsatı yakaladığını söyledi ve aşağıdaki pınarı göstererek, “İşte aradığım ölümsüzlük pınarı. İnip onun suyundan içince ben de Hızır gibi ölümsüz olacağım” dedi. Çavuşkuşu isteğinin çok saçma olduğunu, uzun ömürlü olmanın hele ölümsüz olmanın hiçte mantıklı olmadığını söyledi. “Gerçek erler dost yolunda can verirler. Can sevgiliye verilmek için bize verilmiştir. Bu yolda canın veren canan alır yerine. Abı hayat istiyor ve tenini çok seviyorsun, canını gerçek sevgiliye feda et de bu takıntıdan kurtul” dedikten sonra Hızır ile yaşlı bir dervişin hikâyesini anlattı.

Makamı çok yüce bir derviş vardı. Hızır bir gün onun yanına vardı ve
- “Ey çok güngörmüş, manevi makamlar elde etmiş olan derviş kardeş benimle dost olmak ister misin?” diyince Derviş:
- “Benim seninle işim olmaz, sen kaç kere kıyamete kadar yaşamak için “Abı hayat” (ölümsüzlük suyu) içtin. Hâlbuki ben canımı feda etmek azmindeyim. Çünkü sevgili olmadıkça canın ne kıymeti var. İyisi mi seninle ben birbirimizden uzak duralım” dedi.

Çavuşkuşu, bu hikâyeyi anlattıktan sonra papağana, “Sen önce ruhunu ten kafesinden kurtarıp özgürlüğünü kazandır, Simurg'a vardığında ise o'nun vuslatı ile ölümsüzlüğü kazanırsın. Her ne olursa olsun seni ona gitmekten alıkoyan her şey senin için uğursuzluktur” dedi. Birçok uyarıcı öğütler vermesine rağmen papağan, pınar tutkusunu bırakmadı ve 'Abı hayat' içmek üzere pınar başına indi.

Büyük mutasavvıf Abdulkadir Geylani “Kaba hazlarının tutsağı olan kimse gördüğünün avı olur; oysa erdem ve anlam arayıcısı, görüneni değil onun yaratıcısını görür” der. (Gürer–194)

Feridettin Attar da papağan hikâyesini anlatmakla bir gerçeğe parmak basmıştır. İnsanların birçoğu gerçeklerin değil de efsanelerin peşine düşer ve güzelim hayatlarını boşu boşuna heder ederler. 'Abı hayat' ta sadece bir efsaneden ibarettir. Şöyle ki içilince bir damlası bile insanı ölümsüzleştiren ve ebedileştiren su. Efsaneye göre bu su, doğuda karanlık bir yerde bulunmaktadır. Hızır ve İlyas bu pınardan içtiklerinden ölümsüzlüğün sırrına ermişler. İskender-i Zülkarneyn bu suyu bulmak için Hızır'ı kılavuz yaparak günlerce karanlıklar içinde yürümüş, bir noktada Hızır gözden kaybolmuş. İskender yolunu kaybetmiş ve perişan bir halde geri dönmüş. Bu karanlık dünyada birçok insan bu sevdaya düşmüş ama netice hüsran olmuş.

Her şeyde olduğu gibi bu konuyu da çözümleyen tasavvuf düşünürleri olmuş. Tasavvuf ehline göre 'Abı hayat' evliyanın sözü, öğüdü ve nefesidir. Diğer bir ifade ile aşk ve ilmi ledün çeşmesi ki ondan içen asla yok (fani) olmaz. Bu faslı da Niyazi Mısri Hazretleri'nin şu beyti ile noktalıyorum, yoksa söz çok uzayıp gidecek.

Oldum çü mahv-ı mahz-ı zat
Buldum vücudumdan necat
Ben içmişem abı hayat
Ermez bana hergiz memat.

“Vücudumdan (ten kafesinden) kurtulup saf kişiliğini yok eden benim.
Ben ölümsüzlük suyunu içmişim, artık bana ölüm olmaz.”

Kaba hazların tutkunu olmadan yolculuğunuzda başarılar diliyorum.

Allah yar ve yardımcınız olsun.

Yazar: Ömer Baba'nın Gündemi
http://www.cubukmedya.com/ sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.