Çizgi Medeniyeti, Yeni Yol
Viyana Okumaları-2
Duydum ki bugün, Sayın Başbakan Çubuk'ta bir dizi açılış yapacakmış 27 Aralık'ta. Hastane, Emniyet Binası, Su Arıtma Tesisleri, bir de Çubuk yolunu. Rektörü atanan da üniversitenin de verecekmiş muştusunu.
Bu yazının konusu tahmin edileceği gibi, Çubuk yolu. Sanarsınız ki havaalanına yan yana iki pist yapıldı. Eskisine bakarak, hele hele 10 yıl öncesine göre kıyaslanmayacak kadar güzel, ama ben beğenmedim.
Her şeyden önce yapılışını beğenmedim. Uyduruktan alınan iş güvenliği önlemleri, daha doğrusu hiç olmayan önlemler kaç kişinin malına ve canına mal oldu. Esasında bu yazının esin kaynağıda daha fazla can ve mal kaybı olacağı kaygısı.
Plansızlıktan ve gerekli projelendirmeyi yapmadan kaynaklanan israf Türkiye'nin daha fazla kalkınamamasının önündeki en büyük engel. Bu nedenle cumhuriyet tarihimizde heba olan kaynaklarımızla Türkiye'nin tüm altyapısının iki defa elden geçirilebileceğini söylemek abartı olmaz. Örnek bu yol. Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan masrafın güzergah genişletmekten öte bir faydası olmadı.
Evet, ben şu an için çillob gibi görünen o yolu beğenmedim. Beğenemedim çünkü burada Avrupa'da bir yılda kat ettiğim binlerce kilometrelik yol ve trafik tecrübesi, bana bunu söylemeyi zorunlu kılıyor. Avrupa'da trafik demek çizgi demek. Bu anlamda burası bir çizgi medeniyeti. Sosyal medeniyetin çıkmazlarını atlayarak, bu medeniyetin trafik yansımalarını şöyle kısaca bir sıralayalım:
Biliyorum, bunların bir kısmı ülkemizde kural olarak var ama uygulama da kim ne kadar uyuyor. Ben burada on üç ayda ölümlü hiçbir kaza görmedim ve duymadım.( insaallahta hiç görmem). Toplam gördüğüm hazarlı kaza sayısı 7-
Geçenlerde EGO Genel Müdürü Çubuk' a geldiğinde demiş ki kazalarda ana unsur şoför. Ne münasebet efendim. Türkiye'de kazalarda ana unsur altyapıdır. Yanlış tasarım ve yanlış planlama ve yanlış tasarım düzenleme ve kalitesiz malzeme ve uygulamadır. Ama bunların tamamı kamu tarafından yapıldığı için kimse kamu kurumunu kusurlu göstermez. Sayın müdürün beyanındaki fecaat örnekleri de bu tezimizi öyle destekliyor ki… Mesela sinyalizasyon . Yol yapılırken konulmayan ve şimdiki uygulamasından da projesinde olmadığı anlaşılan sinyalizasyon ve hız sınırları bakalım daha kaç kişinin canını yakacak.
İnanın birkaç saat ara ile önce Avrupa'da sonra bu yolda birkaç defa araba kullandım. Farkı sıcağı sıcağına yaşayıp ve yapılan işin plansız, kalitesiz, özensiz ve de tedbirsiz olduğunu bariz görüyorsunuz ki, kimin kadim kültürün de insanın eşref-i mahlukat olduğunu karıştırıyorsunuz.
Biliyorum yapılan yolun genişliğini, bugünkü görece kalitesini bakıp benim ne müşkülpesent olduğumu düşünebilirsiniz. Olması gerekene değil de size verileni sorgulamadan rıza gösteriyorsanız sizin için çok fazla söylenecek bir şey yok!
Ne demek istediğimi inşaat süresince bu yolda kaç kaza olduğunu ve kaç kişinin öldüğünü veya yaralandığını ilçe istatistiklerini bırakıp sadece bu gazetenin kısa arşivine bile baksanız anlarsınız.Zamanında alınmayan tedbirlerin ve tasarım yanlışlıklarının devam ettiği takdirde daha kaç kişinin canı yanacağı ise meçhul.
Sayın Lokman Özden'i Kıbrıs Caddesini araçsız cadde ilan etmesinden dolayı tebrik ediyor ve buranın güzel bir proje ile insanımızın nefes alacağı yer olmasını temenni ediyorum.
Bu vesile ile tahliyesini öğrendiğim eski Belediye Başkanı Adem Tuğluca'ya geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.