BU YAZI SADECE KADINLARA

BU YAZI SADECE KADINLARA

Sitemizde geçen hafta yayınlanan bir haberden yola çıkarak bu yazıyı yazmaya karar verdim. “Ev kadınlarına altın bilezik” başlıklı haber. Milli Eğitim Bakanlığı'nın projesi kapsamında ilköğretim mezunu olan her yaş grubundaki kadınların verilecek meslek eğitimiyle birlikte Meslek Lisesi dipoması alabileceği haberi, beni çok heyecanlandırdı. Zamanında okuma imkanı bulamamış bir çok kadın bu proje sayesinde meslek lisesi diplomaları ile birlikte bir meslek sahibi olabilecekler. Bu çok müthiş bir haber. Yeter ki değerlendirilsin.

Ev kadınlığı en zor ve hiçbir getirisi olmayan tek meslek (meslek diyorum, hatta en zor meslek)  Mesai saati yok, tatili yok, maaşı yok, emekliliği ve emeklilik ikramiyesi yok. Çoğu zaman takdir dahi edilmeyen, hayatın yüklediği bütün yükü tek başına omuzlayanlarda onlar.

Hem ev kadını olup, hem de üretime katkıda bulunabiliriz aslında. Hep tüketici pozisyonunda olmak bir zaman sonra bizleri de tüketecektir.

Hayatımızda düşlediğimiz hedeflere ulaşabilmek, istediğimiz hayatı yaşamak aslında çok da zor değil.  İşte burada, çok sevdiğim bir sözü kullanmanın tam yeridir diye düşünüyorum. “Binlerce kilometrelik yolculuklar bile tek bir adımla başlar” (Lao Tzu)

Peki hedeflerimize nasıl ulaşacağız? Yukarıdaki sözü bir kez daha okuyun, cevap içinde.

Benim en yakın arkadaşlarımdan birisi, çalışmaktan korkan, “lise mezunu bile değilim, ne yapabilirim” derken, hiç çalışmamış, hiçbir tecrübesi yok iken,  öyle sağlam bir adım attı ki, şimdi çok saygın bir mesleği öyle layıkıyla yapıyor ki, azmin zaferi diyorum ben ona kısaca. Gurur duyuyorum arkadaşımla.

Çubuğa her geldiğimde, değerli kadınlarımızın yaptığı gözlemelerden, bazlamalardan almadan asla dönmem, bu öylesine hoşuma giden bir üretim ki. Aile bütçesine alın teri ve emekle sunulan bir katkıdan daha fazla ne haz verebilir ki insana.

Üniversite mezunu olmak gerekmiyor, üretime katkıda bulunabilmek için. Hayat herkese aynı şansı tanımıyor maalesef. Ya da bizler geleceği göremiyoruz zamanında, ve verilenlerin kıymetini bilemiyoruz.

Zaman zaman görüyorum, ev yemekleri yapan, ev işi pasta, börek yapan dükkanları, işletmecileri de hep kadın. Bakın bir meslek alanı daha size.

Doğrudan pazarlama yöntemleri ile kariyer yapmış, hem kendisinin hem çocuklarının geleceklerini garanti altına almış çok kadın tanıyorum. İstekli olmak ve çalışmak yetiyor.

Evlerinde çeşitli firmaların el işlerini yapan kadınlar tanıyorum, belki çok fazla kazanmıyorlar ama kazanılan beş kuruş olsa da alın teri ve emekle kazanılınca milyonlara değdiğini biliyorum. Görüyorum.

Ben de küçük kızım olduğundan beri aktif olarak çalışma hayatıma ara verdim, ama asla boş durmadım, her alanda, her yeniliğe hep açık oldum, kendimi yetiştirebilmek, önce kendime sonra aileme daha faydalı olabilmek için üretmenin önemini hep vurguladım, uyguladım. Ve daha yiyeceğim kırk fırın ekmek var biliyorum, çünkü hedeflerime ulaştıkça yeni hedefler ekliyorum listeme.

Bizler Türk kadınlarıyız, evde, tarlada, işte, hayatın her alanında hep varız, olmaya da devam edeceğiz. Önce hedefimizi belirlemeli, olanca gücümüzle hedefimize odaklanmalıyız.

Bugün belki her anlamda çok rahat bir hayat yaşıyor olabiliriz. Ama hayat hem iyi hem de kötü sürprizlerle dolu.Yarınlara daha güvenle bakabilmek için yeni yeni altın bilezikler takalım kollarımıza. Şu yirmi iki ayar sarı olanlardan değil, emekle, üretim isteği ile kazanılanlardan lütfen.

 

Yazar: Serap Kankılıç
http://www.cubukmedya.com/ sitesinden 08.02.2012 tarihinde yazdırılmıştır.