AŞK

AŞK

Yüzyıllardır kimse ne tam tarifini yapabildi, ne de onlarca, yüzlerce tarif duymaktan geri kaldık. Bu üç harflik mucize için.

Şiirler yazıldı, yine defalarca aşk için. Hatta benimde var onlarca belki daha fazla. Saymadım hiç.

Ağıtlar yakıldı kaybedilen aşkların ardından, anlatıldı dilden dile, romanlara konu oldu, Leyla ile Mecnunun aşkı anlatıldı. Bilmeyen yoktur herhalde. Gözler ışıldadı aşk ışığıyla, şarkılar bestelendi, daha neler neler. “Aşk” anlatıla anlatıla bitmedi. Bitmezde kalp taşıdığımız sürece.

Tarifler yapıldı değişik değişik,

Kimine göre aşk;

Beklemek,

Kabullenmek,

İstemek,

Sabır,

Onsuz olamamak,

Ağlamak, gülmek,

Var olmak, yok olmak,

Göz göze gelmek,

Mutluluk,

Şarkılar bestelemek,

Şiirler yazmak,

Sadakat,

Özlemek,

Paylaşmak,

Tarifsiz,

Doğmak,

Ölmek,

Hayatın hediyesi,

Cesaret,

Çılgınlık,

Olmazsa olmazdır.

Bu liste uzar gider. Çünkü doğduğumuz andan beri sevmek öğretilmiştir bize. Annemizi severek başlarız hayata, sonra diğer aşklar gelir bulur bizi yavaş yavaş. Alışırız aşka. Öyle çeşitlidir ki aşk, gönül gözümüzü bir açsak daha ne aşklar göreceğiz çeşit çeşit.

Bence de aşk,

Yaşanmadan bilinmeyecek, anlatılmakla anlanamayacak kadar büyük bir duygudur ki, zaten yukarıda yazan bütün listeyi de kapsar.Hatta daha fazlasını.

Hatta,

Belki de hiçbir lisan yetmez aşkı anlatmaya.

 

Yazar: Serap Kankılıç
http://www.cubukmedya.com/ sitesinden 07.02.2012 tarihinde yazdırılmıştır.