ANNE
Son günlerin en sevdiğim ve dikkat çeken reklam filmindeki sevimli kız çocuğunun söylediği gibi, "benim annem hem doktor, hem mühendis, hem aşçı, hem öğretmen, hem bekçi, hem mühendis, hem itfaiyeci... hem pastacı, hem dondurmacı, hem ayakkabı bağlayıcı.... “J
Ne güzel anlatmışlar bu reklam filminde anneyi, anne her şey, anne bir çok şey. En önemlisi sevmeyi öğreten.
İlk okulumuzdur anne, kişiliğimizin oluşmaya başlamasıyla öğrenebileceğimiz erdemli her davranışı anneden alırız, sevmeyi öğreniriz ondan, insan olmayı, yaşamayı.
Karşılıksız verendir o her daim, çocuğu üzerine titreyen, yavrusu hastayken uyumayı unutan, yavrusu aç iken yemek yemek aklına bile gelmeyen, çocuğu olduktan sonra tüm hayatını “o”nun için değiştiren. Annedir o kısaca meleklerimiz.
Çok hoşuma giden masalsı bir yazıyı paylaşmak istiyorum sizinle...
Masal bu ya,
Doğacak bebek doğumdan bir gün önce Allah ile görüşür :
“Allah'ım dünyaya gideceğim ve orada ne yapacağımı bilmiyorum.”
* Ben senin için bir melek yarattım ve o seninle ilgilenecek.
“Allah'ım onların dilini bilmiyorum. Onlarla nasıl anlaşacağım, nasıl iletişim kuracağım?”
* Senin için yarattığım melek, sana onların dilini öğretecektir.
“Allah'ım duyduğum kadarıyla dünyada çok kötülükler varmış. Onlarla nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.”
* Senin için yarattığım melek, seni canı pahasına kötülüklerden koruyacaktır. Merak etme sen…
“Allah'ım peki sana tekrar nasıl döneceğim?”
* Senin için yarattığım melek , bana nasıl döneceğini sana anlatacaktır.
O sırada cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır. Derken melekler gelir ve dünyaya gitme zamanının geldiğini söylerler. Bebek gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar:
“Allah'ım benim için yarattığın meleğin adı ne?”
* Adının önemi yok ; ama, sen ona “ANNE ” diyeceksin…
Anneler melekler kadar saf ve temiz duygularla bağlıdırlar çocuklarına elbette, bir de madalyonun diğer yüzü var.
Çocuk Esirgeme Kurumundaki sayıları her geçen gün artan çocukları düşündüğüm zaman, onları da doğuran bir anne, özellikle bunu düşündüğüm zaman kanım donuyor.
Dünya ile yeni tanışan henüz birkaç günlük bebeklerin cami avlularına bırakıldığını düşündükçe, onları da bir annenin doğurduğunu düşündükçe, kahrediyorum. Bu nasıl bir vicdandır, insan evladını şartlar ne olursa olsun bırakır mı? Bunlara anne diyebilir miyiz? Devletimiz de sahip çıkmasa ne olacak bu çocukların akıbeti, işte bu da madalyonun diğer yüzü. Çok düşündüren. “Anne” sıfatının yakışmayacağı kişiler onlar.
Çünkü “anne” gibi özel bir sıfatı hak etmek o kadar kolay değil. Bu sebeple, sadece hak eden annelerin, öncelikle kendi vefakar, sevgi dolu anneciğimin ve tüm annelerin “anneler gününü” kutluyorum.
Şu bir güne sığdırılan milyarlarca anlam yüklü özel günümüzde hep hatırlanan annelerden olmak, karşılıksızca hiç esirgemeden verdiğimiz tüm emeklerimizin karşılığı olarak birkaç güzel sevgi sözcüğü ile hatırlanmak dileklerimle.
Not: Kızımın benim için yazdığı anneler günü şiirini paylaşmak istiyorum, benim için o kadar değerli ki, işte her şeyin karşılığı bu satırlar. Teşekkür ederim güzel kızım.
Annecim, canım benim,
Nasıl severim seni nasıl?
Nazlı bir gelin gibi bembeyazdır yüreğin
Ellerim ellerinde sıcacık, hep öyle kalsın
Canım annemsin, melek annemsin ötesi var mı?
İsmin bile yetiyor kalbimi titretmeye
Minicik ellerimi hiçbir zaman bırakma anneciğim.